Dil, Anlam ve Evlilik

15 March 2026 740 görüntülenme Yaşam, Evlilik, Dil, Anlam
Yaşam, Evlilik, Dil, Anlam
Dil, Anlam ve Evlilik

Dil, Anlam ve Evlilik

Makau'daki bir yemek masasının bize dil ve anlam üzerine öğrettikleri

15 Mart 2026 Midas Global Ekibi 4 dakika okuma

1996 yılında kurulmuş olan ilk forwarder netwoklerinden biri olanTPF'in (Trans Pacific Network) 30. kuruluş yılı anısına verilen yemekte; bir masanın etrafında toplanmış beş kıtadan dokuz kişiydik, ben ve eşim ile yanımızdaki Koreliler ise çiftdik.

Her nasıl olduysa Koreli çiftin evliliklerinin 26. yılı ile ilgili bir muhabbet dönmeye başladı, muhabbete biz de "25. yılımız" diye katıldık. Kanada'yı temsil eden hanımefendi de "Biz evli değiliz" dedi. Ben "Türkiye'de birlikte yaşama fikri henüz çok karşılık bulmuyor" dedikten sonra bir ekleme yapma ihtiyacı hissettim. Ve Türkçede "evlenmek" kelimesinin etimolojik olarak ne anlama geldiğini açıkladım.

Fark ettiğim şey: Evli olmaya yüklediğimiz anlamın üzerimizde yarattığı etki, dilden dile farklılık göstermesiydi.

Türkçede Evlenmek

Türkçede evli olmak hem kadın hem de erkek için olayın öznesi olmak ve beraber bir ev (yuva) kurmak anlamına gelmekteydi. Yani bunlar artık ortak kararlarının sorumluluğunu taşıyacak bir çift olmuşlar demekti.

Batı Dillerinde Evlilik

Batı dillerinde ise insanı özellikle de kadını nesne yapan bir bakış açısı ve bunu kilisenin kullanması durumu göze batıyordu. Batı kültüründe evli olmak "marriage" kilisenin yolunda gitmeye evrilmiş gibi bir alt anlam içermekte. "Marriage"ın Latince kökeni, evlendirmek veya bir erkeğe verilmek anlamına gelir. Fakat kilise bunu bir kelime oyunu ile kendi amacına alet etmiş gibi durmakta.

Mary kelimesi Türkçede kullandığımız Meryem ile aynı ve köken olarak "marriage" ile bir bağlantısı yok — ama "marry" ile Mary sesdeş kelimeler. Hristiyan dünyasında evlenmek, Meryem'i takip etmekle doğru bir iş yaptığı vurgusuyla kutsallaştırılmakta da.

Fakat modern insan, özellikle de kadın, nesne olmaktan ve kilisenin evliliğine yüklediği amacın aşkın önünde konumlanmasına tepkili.

Yazımda her ne kadar "marriage" ile ilgili bilgi eklesem de, Kanadalı arkadaşıma sadece Türkçede evlilik kelimesinin hayatın öznesi olmakla ilgili kısmını açıklamıştım.

"Ben de erkek arkadaşımla 16 yıldır aynı evi paylaşıyorum, o benim çocukluk aşkım, hatta bazen kocam, 'my husband' diye tanıtıyorum."
— Kanadalı arkadaşımız

Dilin Oluşturduğu Kısa Yollar

Bir dili konuşurken farkında olmadan sesleri peşi sıra dizen bir algoritma kullanırız; beynimiz düşünür ardından kullandığımız dil modeli sesleri peşi sıra dizerek karşı tarafa aktarır ve hayata yüklediğimiz anlamın ağırlığı ise bize bazı kısa yollar oluşturur. "Ben neredeyim?" burada önemli.

Bir başka örnek: İngilizcede "Turkish" kelimesi hem Türk için hem de konuştuğu dil için kullanılır — nesnel bir durumdur aslında. Türkçede bir "Alman" vardır ki bu öznemiz; yaşadığı yer Almanya, konuştuğu dil ise Almancadır (yani Alman olanların konuştuğu dil).

Tabii bundan "Türkçe dünyadaki en iyi dildir" veya "Türkçe konuşanlar için her şey çok harika, çok mükemmeldir" demek istemiyorum. Kültürler tecrübelerine, yaşam birikimlerine göre beyinlerinde kısa kısa yollar oluşturmakta ve kısa yollar onları benzersiz ve güçlü yapmakta.

Bir tartışma programında Tarih profesörü Erhan Afyoncu'ya sorulan "Türkler tarih sahnesinden silinebilir mi" sorusuna cevap olarak: "Bu tabii mümkün, 100 sene bir dil kullanılmazsa tarih sahnesinden silinir, şu anda adını bilmediğimiz binlerce dil tarih sahnesinden silindi" — ve devamında: "bugün bir dil, kültür halen ayaktaysa sahip olduğu benzersiz yapısındandır. Hiçbir dili ya da kültürü küçümsemek doğru olmaz."

Kanadalı arkadaşımızın karşı olduğu şey evlenmek değildi; bir eşi olduğu için de mutlu — ama bunun statükonun dayatması sonucu yapması gereken bir eylem olmasına da tepkiliydi.

Sonuç

Maalesef yaşadığımız dünyada kaynakları hoyratça harcıyoruz, insanları doğduğu yere veya konuştuğu dile göre sınıflandırıp iyi ya da kötü yapıyoruz. Uyduların dünya yörüngesinde sabit kalabileceği bir yörüngeyi matematiksel olarak ispatlayan siyahi kadını unuttuk. (Not: Katherine Johnson)

Farklı dil ve kültürlerin sahip olduğu evrensel değerler var, ve bunları ortaya çıkarmak ve paylaşmak ayrışmadan daha değerli. Dünyayı bu hızla yok etmeye devam edersek, yaşamak için ihtiyaç duyacağımız yeni gezegeni ya da geliştireceğimiz yeni yaşam alanlarını yapamayacak ve kendi egomuzda boğulacağız.